13.03.2026 • Friday İstanbul 6°C BIST 12.805
Dolar 43,27 TRY Euro 50,76 TRY Altın 6.621 TRY
SON DAKİKA
Teknoloji

Silah Sayısı Artık İkinci Planda: Savaşları kimin kazanacağını bu kritik soru belirleyecek

Silah Sayısı Artık İkinci Planda: Savaşları kimin kazanacağını bu kritik soru belirleyecek

Yakın zaman önce hayatımıza giren ve neredeyse her şeye sirayet eden yapay zeka ilk kez bir savaşta başrole geçti. Uzmanlar, yeni dönemde platform sayısı ve çeşitliliğinden ziyade sahadan gelecek veri

Yakın zaman önce hayatımıza giren ve neredeyse her şeye sirayet eden yapay zeka ilk kez bir savaşta başrole geçti. Uzmanlar, yeni dönemde platform sayısı ve çeşitliliğinden ziyade sahadan gelecek verileri kimin daha hızlı/isabetli işleyeceği konusunun çok daha kritik olacağı görüşünde.

Gelişen teknolojiyle birlikte hızla tabana yayılan ve geldiğimiz noktada neredeyse her şeye dahil olan yapay zeka harp sahasında da adından sıkça söz ettireceğe benziyor.

ABD Genelkurmayı, İran’a yönelik saldırılarda yapay zekanın yoğun şekilde kullandığını birinci elden doğruladı. İsrail yönetimi de özellikle hassas hedeflerin belirlenmesinde bu teknolojilerden faydalandıklarını söyledi.

Yapay zekanın savaşa doğrudan etkisi ilk kez bu denli net ve kapsamlı. Ancak bu durum kimi soruları da beraberinde getirdi… Örneğin; yapay zeka neleri yapabilecek duruma geldi? Tüm bu süreçleri yapay zekaya bırakmak ne kadar güvenilir? Ya da Türkiye gibi ülkeler yapay zekayı harp sahasında kullanabilecek noktada mı?

Bu soruların yanıtını ve daha fazlasını teknoloji temelli stratejiler konusunda uzman isimlerden biri olan Alper Özbilen ile konuştuk…

Belki de sayfalar dolusu cevabı olan bu soruya herkesin anlayabileceği basitlikte genel bir çerçeve çiziyor Özbilen… Öncelikle yapay zekanın elbette daha önce de özel operasyonlarda, istihbarat süreçlerinde ve farklı silah sistemlerinde kullanıldığını anımsatıyor. Ancak bu kullanım tarzının çoğunlukla platformlar ve ürünler düzeyinde ‘tekil’ kaldığını aktarıyor.

“Örneğin hedef tanıma, insansız araç navigasyonu veya görüntü analizleri gibi alanlarda yapay zeka destekli sistemler kullanılıyordu.” diyor Özbilen. Bugün gördüğümüz değişiminse farklı bir aşamaya işaret ettiğine dikkat çekiyor. “Yapay zeka artık tekil sistemlerin içinde çalışan bir yardımcı teknoloji olmaktan çıkıp genel harekatın koordinasyonunu hızlandıran bir katmana dönüşüyor.” ifadesini kullanıyor.

Daha önce Ukrayna savaşında yapay zeka destekli ürünlerin hem sahada hem de cephe gerisinde yaygın şekilde kullanılmaya başladığını anımsatıyor. Şu anda ise yapay zekanın doğrudan karar verme parametrelerinin merkezine yerleştiğinin ve bu süreçlere görülmemiş bir hız kazandırdığının altını çiziyor.

Alper Özbilen tam da bu noktada çok değerli bir tanımlama yapıyor ve “Bu nedenle artık ‘yapay zeka destekli savaş’ değil, ‘yapay zeka temelli savaş koşulları konuşulmalı.” diyor. Ardından şöyle devam ediyor:

“Yakın geçmişte istihbarat analiz süreçleri birtakım otomasyon uygulamalarına rağmen yoğun insan emeği ile yapılıyordu. Farklı kaynaklardan alınan bilgiler ve saha raporları yine farklı ekipler tarafından incelenirdi. Bu verilerin tek bir yerde bütünlenerek anlamlı bir tabloya dönüşmesi zaman alırdı. Bugün yapay zeka bu devasa veri havuzunu eş zamanlı tarayıp ilişkilendirerek karar vericilere çok daha hızlı bir tablo sunabiliyor.

Yapay zekanın süreçleri hızlandırması savaşların aynı hızla biteceği anlamına gelmez. Hatta daha önce tecrübe edilmemiş yeni komplikasyonlara ve savaşın genişleme risklerine de yol açabilir.”

Burada meseleyi biraz daha somutlaştırıyor Özbilen… Örneğin yapay zekayla düşmanın mobil füze rampalarının hareket modellemesinin yapılabildiğini kaydediyor. Ya da hava savunma sistemlerinin konuşlanması, askeri tesislerdeki faaliyet yoğunluğu, radar ve elektronik yayınların aktivite değişimleri veyahut komuta-kontrol ağlarının iletişim yoğunluğu gibi son derece stratejik başlıklarda yapay zekanın ciddi roller oynadığına işaret ediyor.

Uydu görüntüleri, insansız araç keşifleri, açık kaynak taramaları ve farklı sensörlerden alınan sinyallerden oluşan büyük veri setleri… Tüm bunlar yapay zekayla analiz edildiğinde hem askeri altyapının haritalandırılması hem de sahadaki değişimlerin izlenmesi çok büyük bir hız kazanıyor.

“Bu durum konvansiyonel savaş içinde yeni bir asimetri üretiyor. Veriyi daha hızlı işleyebilen taraf savaşın temposunu belirleme avantajını elde ediyor.” diyor Özbilen.

Elbette yapay zekanın harp sahasında bu denli öne çıkması kimi çekinceleri ve hatta daha açık konuşmak gerekirse ‘korkuları’ da beraberinde getiriyor.

Alper Özbilen’e göre mesele korkmak değil, bu dönüşümü doğru okumak ve ciddiyetle hazırlıklı olmak. Bugün yapay zekanın bir güç çarpanı olduğundan bahsediyor Özbilen ve “Bu çarpan savaşların hızını, karar döngülerini ve istihbarat rekabetini köklü biçimde değiştirmeye devam edecek. Geçmişe benzemeyen bu yeni dönemin hala başındayız.” bilgisini paylaşıyor.

Türkiye'nin de ağ merkezli harp stratejileri kapsamında yapay zeka destek unsurlarından faydalandığı biliniyor.

Hepimizin merak ettiği bu soruya cevap vermeden önce Türk savunma sanayiinde geliştirilen insansız sistemler ve farklı platformların sahip olduğu sensör ağları önemli bir temel oluşturduğundan bahsediyor Özbilen.

Bundan sonraki kritik meseleninse daha farklı olduğunu vurguluyor ve sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Burada en temel husus entegrasyon… Hem tekil platformların üzerindeki sensörlerin hem kenar hem de merkezdeki yapay zeka tabanlı analiz ve karar katmanlarına ne kadar hızlı entegre edileceği hususuna çok ciddi kafa yormak şart.

Çünkü geleceğin savaş alanında avantaj sağlayacak olan yalnızca platform sayısı ve çeşitliliği değil... O platformlardan gelen veriyi kim daha hızlı ve isabetli şekilde anlayıp karar mekanizmasına dönüştürebilecek? Bu sorunun yanıtı bize yeni dönemde kimlerin öne çıkacağının da cevabını verecek.”

Yorum Yap

Yorumlar admin onayından sonra yayınlanır. Üye olun veya giriş yapın daha hızlı yorum yapın.

Onaylı Yorumlar

Henüz yorum yok.