Mahmoud Ayyash, Filistin’in Gazze Şeridi’ndeki Nuseyrat Mülteci Kampı’ndan bir sivildi. Kasım 2023'te İsrail onun kaldığı binaya gece saatlerinde 2 füze attı. Füzeler sonucunda bina yerle bir olurken Ayyash 100 kişilik ailesinden 43 şehit verdi. Daha sonra hayatta kalan eşi, yeğenleri ve çocuklarıyla Türkiye'ye gelen Mahmoud Ayyash yaşadıklarını Haber7 muhabiri Yavuz Selvi'ye anlattı.
Ben Mahmud Ayyash. 22 Kasım 2023 tarihinde, Gazze savaşının ilk iki ayında, güvenli bir yerleşim bölgesindeki evimiz hedef alındı. Beş katlı bir binaydı ve her katta bir aile yaşıyordu. Her ailenin anne, baba, çocukları ve yakınları vardı. Ayrıca Gazze’nin farklı bölgelerinden yerinden edilmiş bazı kişiler de bizim evimizde kalıyordu. Biz orta bölgede yaşıyorduk ve işgal güçleri burayı “güvenli bölge” olarak ilan ettiği için insanlar buraya göç ediyordu.
Belirttiğimiz tarihte, uyuyorduk. Sabah bir anda, sanki baygınlıktan uyanır gibi, evimizin başımıza yıkıldığını fark ettik. İnsanlar bizi kurtarmaya, enkazdan çıkarmaya başladı. Kim hayatta, kim yaralı, kimseden hiçbir iz kalmamış öyle bakıyorlardı. Sabah yaklaşık saat sekizde her şey netleşmeye başladı. Ailemizden ve evimizde kalan göçmenlerden 43 şehit verdik.
"İSRAİL İLAÇ VE DOKTOR GİRİŞİNİ ENGELLİYORDU"
Hayatta kalanlar hastaneye götürüldü. Ben göğsümden, başımdan, elimden ve ayaklarımdan yaralandım. Bizi Deyr el-Belah’taki Aksa Şehitleri Hastanesi’ne götürdüler. Beş katlı bina tamamen çökmüştü, tüm yaralılar enkaz altındaydı. Her saat, her dakika yeni bir yaralı çıkarılıyordu. Birkaç dakika sonra oğlum Ahmed’i çıkardılar. Çok ağır yaralıydı ve 20 gün hastanede kaldı. Sonra Yusuf’u çıkardılar, çocukları çıkardılar, eşimi çıkardılar. Sonunda ailemizin bir kısmının şehit olduğunu öğrendik.
Sonra evsiz, hayatsız bir döneme girdik. Ev bombalandığında sığınacak yer kalmıyor. Ev tamamen yok oldu. Hastane ve tedavi süreci başladı ama o dönemde Gazze’de hastanelerde büyük sıkıntı vardı. Tedavi yoktu, ilgi yoktu. Çünkü İsrail işgali ilaç girişini ve dışarıdan doktor girişini engelliyordu. Çocuklarımız Yusuf ve Ahmed ve ben sadece basit pansuman ve ağrı kesici alabildik. Ameliyat yapılamıyordu.
"DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI ARACILIĞIYLA TÜRKİYE'YE GELDİK"
Gazze’de hastanelerde yaralı listeleri hazırlanıyor. Kimin yurt dışında tedaviye ihtiyacı olduğu belirleniyor. Türkiye, Katar ve BAE gibi ülkeler yaralıları kabul ediyor. Türkiye de Gazze’den yaralı kabul etti. Yusuf Ankara’ya götürüldü. Gazze’den Refah Sınır Kapısı üzerinden Mısır’a, oradan Türkiye’ye Dünya Sağlık Örgütü aracılığıyla geldik. Havaalanında hastaneye veya kalacağımız yere yönlendirildik. Bu süreç Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla oldu ve burada bakımı AFAD üstlendi.
"ERDOĞAN'IN VE TÜRKİYE'NİN TUTUMU GÜÇLÜYDÜ"
Açıkça söylemek gerekirse Arap ve İslam dünyasından büyük bir hayal kırıklığı yaşadık. İki yıl boyunca çocuklar, kadınlar, yaşlılar öldürüldü. Ağaç ve taş bile bırakılmadı. Gıda girişine izin verilmedi. Gazze açlık dönemi yaşadı. Bu açlık en büyük felaketlerden biriydi. Tüm katliam türleri işlendi. Aileler tamamen yok edildi. Bazı ailelerin nüfus kaydı tamamen silindi. Şu anda Gazze’de yaklaşık 18 bin çocuk anne ve babasız yetim durumda. Biz de onlardanız. Uluslararası ve siyasi düzeyde bir hayal kırıklığı var; bunda herkes hemfikirdir.
Filistin halkı olarak, özellikle cuma yürüyüşleri ve Gazze’ye destek için yapılan gösteriler için halklara teşekkür ediyoruz. Ama uluslararası ve siyasi düzeydeki hayal kırıklığını da inkâr etmiyoruz. Türkiye’nin dayanışması ve Erdoğan’ın tutumu ise daha görünür ve güçlüydü.
"TÜRKİYE'DE TOPLANIP KUDÜS'Ü ÖZGÜRLEŞTİRECEĞİZ"
Allah’tan şehitlerimize rahmet, yaralılarımıza şifa, esirlerimizin özgürlüğünü diliyoruz. Gazze halkı için güzel bir gelecek umut ediyoruz. Gazze’nin acilen yeniden inşa edilmesini diliyoruz. İnsanlar çadırlarda, soğukta ve yağmur altında yaşıyor. Elektrik yok, su az, yiyecek yetersiz. Herkes yiyecek satın alacak paraya sahip değil. Türkiye başta olmak üzere Arap ve İslam halklarından Filistin halkına destek olmalarını diliyoruz. Erdoğan’a ve Türkiye’ye güçlü duruşları için teşekkür ediyoruz. İnşallah hepimiz Türkiye’yle birlikte toplanıp Kudüs’ü özgürleştiririz.
Son olarak kendisini ve oğlunun vatandaşlığı bulunan Mahmoud Ayyash, Türkiye'den yeğenleri ve eşi için de vatandaşlık talebinde bulunuyor.