İran, savaşlardan çıkardığı dersleri teknolojiyle birleştirerek düşük maliyetli ancak etkili bir füze gücü inşa etti. Bu strateji, sahada dengeleri değiştiren yeni bir savaş anlayışını ortaya koyuyor. İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahri Erenel İran'ın füze kapasitesi ve teknolojisini Haber7'ye değerlendirdi.
İran, savaşlardan çıkardığı dersleri teknolojiyle birleştirerek düşük maliyetli ancak etkili bir füze gücü inşa etti. Bu strateji, sahada dengeleri değiştiren yeni bir savaş anlayışını ortaya koyuyor. İran, geçmiş savaşları çok iyi analiz eden ve bu savaşlardan çıkardığı dersleri kendi savunma doktrinine en başarılı şekilde uygulayan ülkelerden biri. Özellikle füze teknolojisinin gelecekteki savaşlarda ne kadar belirleyici olacağını erken fark etti ve bu alana ciddi yatırımlar yaptı.
Bu süreçte hem teknoloji transferi hem de tersine mühendislik yöntemlerini birlikte kullandı. İran’a karşı kullanılan füze ve sistemler dikkatle incelendi, elde edilen veriler yerli üretim sürecine entegre edildi. Bu yaklaşım, İran’ın füze teknolojisindeki gelişiminin temelini oluşturdu. Zamanla yalnızca dışa bağımlı kalmayarak kendi araştırma-geliştirme altyapısını kurdu. Üniversiteler, sanayi kuruluşları ve askeri yapılar arasında güçlü bir iş birliği oluşturuldu. Bu sayede füze teknolojisi, ülke genelinde yayılan bir ekosistem haline geldi.
İran’ın stratejisinde bir diğer önemli unsur ise maliyet avantajı oldu. Düşük maliyetli füze üretimi sayesinde, yüksek maliyetli hava savunma sistemlerini yıpratmaya yönelik bir yaklaşım benimsedi. Bu durum, karşı tarafın hem ekonomik hem de askeri açıdan zorlanmasına neden oluyor. Aynı zamanda İran, sadece askeri değil psikolojik bir savaş da yürütüyor. Sürekli tehdit altında tutulan hedefler, savunma sistemlerini sürekli aktif halde tutmak zorunda kalıyor. Bu da hem yıpratıcı hem de sürdürülebilirliği zor bir durum ortaya çıkarıyor.
Teknolojik açıdan bakıldığında ise yüksek hızlara ulaşabilen ve farklı başlıklara ayrılabilen füze sistemleri dikkat çekiyor. Bu tür sistemler, mevcut savunma mekanizmalarını aşmayı zorlaştıran önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Son olarak, İran’ın uzun menzilli füze kapasitesi, yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte de bir caydırıcılık mesajı veriyor. Bu durum, olası bir çatışmada etki alanının oldukça geniş olabileceğini gösteriyor.