Ortadoğu’daki gerilimin tırmanması, jeopolitik risklerin giderek artması ve küresel belirsizlik ortamı altına olan talebi artırdı.
Yaşanan tüm bu gelişmeler Türkiye'de tasarruf sahipleri yeniden fiziki altına yönlendirdi. Bu durum sadece Türkiye’ye özgü bir durum değil. Dünyanın birçok yerinde altın hala güvenli ve yatırım aracı olarak görülüyor.
Özellikle son dönemde altın fiyatlarında yaşanan dalgalanma ve güvenli liman arayışı, vatandaşın tercihlerini “yastık altı” birikimden yana kullanmasına neden oldu.
Güvenli liman olarak görülen altın, birikim tercihlerinde başı çekmeye devam ediyor. Yapılan araştırmalara göre; Türkiye’de yastık altında tutulan altın miktarı 8 bin tona ulaşırken, bunun piyasa değeri yaklaşık 50 trilyon 576 milyar TL seviyesine çıktı.
Ekonomistler, yaklaşık 50 trilyon TL’yi aşan bu büyüklüğün finansal sistem dışında kalmasının önemli bir kaynak kaybı olduğuna dikkat çekerken, söz konusu birikimin ekonomiye kazandırılması için yeni enstrümanların gerekliliğini vurguluyor.
Uzmanlar, yastık altı altının sisteme dahil edilmesi halinde hem finansal derinliğin artacağını hem de Türkiye ekonomisine ciddi bir likidite katkısı sağlanacağını belirtiyor. Ancak bunun için cazip getiri sunan ürünler ve kolay erişilebilir sistemlerin kritik önemde olduğu ifade ediliyor.
Artan talep ve yüksek birikim, altının Türkiye’de sadece bir yatırım aracı değil, aynı zamanda güçlü bir “güven refleksi” olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Küresel merkez bankaları yeniden altına yöneldi. Hatta son aylarda bazı yeni merkez bankaları ya da uzun süredir altın piyasasında aktif olmayan kurumlar bile yeniden piyasaya girmeye başladı. Bu eğilimin 2026'nın sonuna kadar devam etmesi bekleniyor.
Öte yandan artan talep piyasaya da yansıdı. Kapalıçarşı’da altın almak isteyen vatandaşlar uzun kuyruklar oluşturmuştu. Özellikle gram altın ve çeyrek altına yoğun ilgi gösterilirken, bazı noktalarda işlemler saatler süren beklemelere neden oldu.
Kuyumcular Kuyrukların oluşmasında hem fiyatların yükseleceği beklentisi hem de fiziki altına sahip olma isteği etkili oldu.
Kuyumcuda altınların kısa sürede tükenmesi üzerine esnaf, çareyi dükkan camına "Vallahi billahi yok, yemin ederim yok" yazısı asmakla buldu. Ama bu bile çözüm olmadı.