Orta doğu’da tırmanan gerilim, Türkiye’nin yaklaşık 50 milyar dolarlık dış ticaret hacmine sahip olduğu Körfez hattında taşımacılığı kilitledi. Irak, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan, İran, Katar, Kuveyt, Umman ve Bahreyn’i kapsayan bölge; Türkiye’nin toplam ihracatında yaklaşık yüzde 11 paya sahip. İhracatta 30 milyar dolara yaklaşan, ithalatta 19,6 milyar dolar seviyesinde seyreden ticaret hacmi, savaşın gölgesinde ilk faturayı kesmeye başladı. Sipariş iptalleri peş peşe gelirken, limanlara inen yükler gemiye yüklenmeden bekletiliyor.
Hava sahalarının kapanmasıyla taşımacılık neredeyse durma noktasına geldi. Türk Hava Yolları (THY); İran, Irak, Suriye, Lübnan, Ürdün, Katar, Kuveyt, Bahreyn, Suudi Arabistan’ın Dammam hattı ve BAE seferlerini ikinci bir duyuruya kadar iptal etti. Türkiye’nin önde gelen gümrük müşavirliği ve lojistik gruplarından Asset’in yöneticileri, EKONOMİ’ye yaptığı açıklamada; “Şu an Orta doğu’da sahalar kapalı. Emirates ve Etihad gibi havayolları sadece ambarlardaki mevcut yükleri eritmek için anlık izinlerle uçabiliyor. Yeni rezervasyonlar tamamen kapatıldı. Yolcu uçuşları durduğu için kapasite daraldı, biletler alınsa bile uçuşlar sürekli öteleniyor” dedi.
Hürmüz Boğazı’ndaki olası bir kapanmanın denizdeki yükü havaya kaydıracağını belirten sektör temsilcileri, bu durumun navlunları astronomik seviyelere çıkarabileceği uyarısında bulunuyor. Bazı ihracatçılar ise belirsizlik nedeniyle mallarını geri çekmeye başladı.
Denizyolu taşımacılığında tam bir maliyet şoku yaşanıyor. MSC, COSCO ve OOCL bazı hatlarda yeni yük alımını durdururken, CMA CGM ve Hapag-Lloyd Süveyş yerine Ümit Burnu rotasına yöneldi. Turkon gibi yerli armatörler ise savaş primlerini devreye aldı. Asset GLI Denizyolu Müdürü Burak Kerimoğlu, maliyet artışlarını şöyle açıkladı: “Pazartesi sabahından itibaren hatlar ‘War Risk Surcharge’ (Savaş Riski) ve ‘Emergency Conflict Surcharge’ (Acil Durum Çatışma Ücreti) açıklamaya başladı. Örneğin, 2.500 dolarlık bir Hindistan navlununa 5.000 dolar ek maliyet yansıtıldı. Toplam rakam üç katına çıktı. Bu durum ihracatçıda ‘fren’ etkisi yarattı; bugün itibarıyla limana girmiş yüklerin bile gemiye yüklenmesinden vazgeçildiğine dair iptaller alıyoruz.”
Karayolu taşımacılığında krizin merkezi Gürbulak Sınır Kapısı oldu. İran tarafındaki pasaport kontrol noktasının bombalanması sonucu işlemler manuel olarak yürütülüyor. UND (Uluslararası Nakliyeciler Derneği) yetkilileri, sınırda 24 saatlik geçiş süresinin 48 saate çıktığını belirtiyor. 250 dolar olan İran navlunu güvenlik riskleri nedeniyle 1.000 dolara yükseldi. Şoförlerin güvenlik endişesiyle bu hatta gitmek istememesi krizi derinleştiriyor. TIR parklarında bekleyen yaklaşık 400 araç, yakıt temininde de sıkıntı yaşıyor. Normalde günde 550 aracın geçtiği kapıda işlem hacmi yarı yarıya düşmüş durumda. Karayolunda Körfez ülkelerine gidişlerde ise şimdilik bir sorun yaşanmıyor.
Taşımacılıktaki karamsar tabloya karşın turizm sektöründe “temkinli bir iyimserlik” hakim. EKONOMİ gazetesine konuşan TÜROB Başkanı Müberra Eresin, krizin Körfez turistinde bir yavaşlama yarattığını kabul etse de Türkiye’nin konumuna dikkat çekiyor. Eresin, “Turizm bir barış sektörüdür; insanların tedirgin olması doğal. Ancak Türkiye şu an dünyanın en güvenli destinasyonlarından biri. Berlin fuarında seyahat planlarının ‘güvenli liman’ arayışıyla Türkiye’ye yöneldiğini görüyoruz. Sektör hızla toparlanacaktır” dedi. Antalya merkezli turizm sektörü temsilcileri de rezervasyonlarda yavaşlama olduğunu belirtti.