ABD ve İsrail, son on yılların en sert askeri hamlelerinden birini başlatarak İran ile olan gerilimi geri dönülemez bir noktaya taşıdı.
Bölgesel bir savaşın fitili ateşlenirken, Amerikalılar şimdiye kadar hiç olmadığı kadar ürkütücü bir soruyla karşı karşıya kaldı: Çatışma ABD topraklarında nükleer bir saldırıya dönüşürse ne olur?
Daily Mail'de yer alan habere göre, ortaya çıkan devasa tehdidi somutlaştırmak amacıyla hazırlanan yeni bir analiz, büyük ölçekli bir nükleer saldırının ülke genelindeki yıkımını modelliyor.
Veriler, Doğu Kıyısı, Batı Kıyısı ve Orta Batı’daki ana merkezlerin hedef alınması durumunda, nüfusun yaklaşık yüzde 75’ine denk gelen 250 milyon insanın hayatını kaybedebileceğini gösteriyor.
Batı Teksas’ın bazı kesimleri, Nevada’nın çölleri ve Michigan’ın kuzey bölgeleri ilk patlama anında yok olmaktan kurtulsa da tehlike sona ermiyor.
Bilim insanları, nükleer bir patlamanın ardından atmosferi kaplayacak olan nükleer kışın, ayakta kalan bu bölgeleri bile yaşanılamaz bir buz çölüne dönüştüreceği konusunda uyarıyor.
Federal Acil Durum Yönetim Ajansı’ndan (FEMA) alınan verilerle geliştirilen harita; patlama noktalarını, radyasyonun dağılım modellerini ve maruziyet seviyelerini tüm çıplaklığıyla sergiliyor.
Halcyon Maps tarafından yürütülen bu görselleştirme projesi, milyonlarca insanın saniyeler içinde kül olacağı bir senaryoyu matematiksel verilere dayandırıyor.
Donald Trump, Tahran rejiminin nükleer silaha sahip olmasına asla izin verilmeyeceğini defalarca vurguladı.
Geçen Haziran ayında yapılan saldırılarla programın "yok edildiğini" iddia etmesine rağmen, Trump bu hafta programın gizlice yeniden inşa edildiğini öne sürdü.
Cumartesi günü yaptığı açıklamada, "Eğer bu rejim nükleer silahlara sahip olsaydı ve bunları saldırı aracı olarak kullanabilseydi, ne kadar cesaretleneceğini bir düşünün," ifadelerini kullandı.
İran’ın elinde halihazırda işlevsel bir nükleer silah bulunmasa da nükleer kapasiteye sahip devletlerin dahil olacağı herhangi bir tırmanma, Ortadoğu sınırlarını aşan felaketleri tetikleme potansiyeline sahip.
Harita, Amerikan topraklarındaki stratejik hedeflerin vurulması durumunda oluşacak devasa boşluğu ve sosyal çöküşü gözler önüne seriyor.
Radyasyona maruz kalan bireylerde görülecek semptomlar, alınan dozun şiddetine göre dakikalar içinde başlayabiliyor.
Mide bulantısı, şiddetli kusma ve deri dökülmeleriyle başlayan süreç; nöbetler, koma ve nihayetinde kaçınılmaz bir ölümle sonuçlanıyor.
Silah Kontrolü ve Yayılmayı Önleme Merkezi Direktörü John Erath, nükleer savaşın hiçbir kazananı olmayacağını hatırlatıyor.
Erath, askeri tesislerin yakınında yaşayanların anında buharlaşacağını, geri kalanların ise kirlenmiş su ve gıda kaynakları nedeniyle yavaş ve acılı bir sürece mahkum olacağını savunuyor.
Montana, Colorado ve Wyoming’deki füze silolarının yanı sıra petrol rafinerileri ve kritik iletişim merkezleri de nükleer bombaların hedefinde.
Ülke genelinde yaklaşık 150 askeri tesisin vurulması öngörülürken, Mississippi Nehri üzerindeki ticaret yollarının kesilmesiyle temel lojistik ağlarının tamamen çökmesi bekleniyor.